Olacaksa Böylesi Olsun...

Bir önceki hafta "Yaptığınız işi sevin, sevmediğiniz işte de fazla vakit kaybetmeyin zira yaptığınız işi sevmiyorsanız ister musluk tamircisi olun ister genetik mühendisi ne farkeder ki ? " demiştim. İyi kitap lafın üstüne gelirmiş, iki gün sonra tam da bundan bahseden bir yazı ile karşılaştım. Yazının sahibi yönetim gurusu Tom Peters. Bu hafta size yapılan işin niceliği değil niteliği ile ilgili bir örnek aktarmak istiyorum Tom Peters'dan..

Burası bir tesisatçı. Ama bildiğimiz tesisatçılardan değil. Bu tesisatçının adı De-Mar. (Uzun hali Deeee Marvelous, Türkçesi Muhhteşşem olabilir ancak, kısaltılmışı da Muhteş!). Her neyse, De-Mar çalışanlarına haftanın üç günü eğitim veren, yapılan işlerden prim dağıtan, çalışanlarına kar payı planı yapan "sıradan" bir tesisat şirketi. Yok yok, Fortune 500'de değil bu şirket. Topu topu 40 çalışanı ve yıllık 3.3 milyon dolar cirosu var. California'da musluk tamiri, havalandırma bakımı, tuvalet değiştirme gibi sıradan işlerle uğraşıyorlar.

Çalışanlarına sunduğu imkanların karşılığında çalışanlarından beklentileri aynı derecede yüksek. Kılık kıyafet çok önemli. Uzun saç, sakal, favori, kir-pasak, aykırılık yasak. 80 yaşında ihtiyar bir teyzenin gece yarısı patlayan su borusunu tamire giden bir elemanın gasp zanlısı gibi görünmesi söz konusu değil. Şirketin patronu Harmon "Çalışanlarımın işadamı gibi düşünmesini ve servis araçlarını da sermayeleri olarak görmelerini istiyorum" diyor. Çalışanların unvanı "Servis Danışmanı".

Her Çarşamba sabah 6'da "hafta ortası bunalımını giderme" toplantısı ile başlıyorlar güne. Amaç hafta başında yaşanan baskılardan kurtulup rahatlamak. İyi hizmet verenler alkışlanıyor, sorunlar üzerinde konuşuluyor. Patron Harmon servis kalitesi ile ilgili bir video gösterisinin ardından aylık "olağandışı hizmet" ödülünü açıklıyor : "500 dolar ya da Las Vegas'a seyahat". Şirkette müdürler yok, sadece grup liderleri var. Müşteri ile çatışmaya giren, şirket düzenini bozan bir çalışan, tüm çalışanlar tarafından toplu olarak yargılanıyor ve hakkında toplu karar veriliyor. Her servis aracında telsiz var ve zaman zaman patronun da katıldığı keyifli sohbetler yapılıyor. Özellikle daracık bir tuvalette yaklaşık 3 saat boyunca klozet tamiri ile uğraşıp kapıdan çıkarken ev sahibine "Gününüz Muhhteşşem olsun" dedikten sonra bir sonraki işe koşan bir tamirci için bunun ne kadar rahatlatıcı olabileceğini söylemeye gerek yok.

De-Mar'ın bölgede çok rakibi var. Ama rekabet stratejisi fiyat kırmak değil, muhteşem hizmet vermek. Yapılan her işin bir yıl garantisi var. Şikayetler aynı gün gideriliyor, günde 24 saat haftada 7 gün hizmet veriliyor, tüm servis danışmanları yaptıkları işin maliyetini duraksamaksızın hesaplayabiliyor, müşterilere hediyeler dağıtılıyor, yaşlı müşteriler için özel indirimler var, teşekkür kartları gönderiliyor, servis sonrası müşteri aranarak memnuniyeti öğreniliyor, servis araçları pırıl pırıl, yıllık cironun %2'si eğitime ayrılıyor. Harmon her çalışanı "şirket" olarak gördüklerini söylüyor. Çünkü herşey çalışanlara bağlı.

De-Mar bu yatırımların karşılığını çoktan almış durumda. Yaptıkları istatistiklere göre De-Mar kuruluşunu izleyen 5 yıl içinde müşteri sayısını 15 kat arttırmış. Bir ankette Fresno bölgesinde yaşayanların %84'ü ilk tercih olarak De-Mar'ı göstermişler.

Ne dersiniz, musluk tamircisi olacaksanız böylesi olsun değil mi ?