|
Bulanık
su, orada doğmuş, büyümüş canlılar için doğal
ortamdır, evdir.
Geçirdiği evrim görme duyusunun azalmasına karşılık
diğer duyularının gelişmesini sağlamıştır. İleriye
uzanıp dokunmasını sağlayacak bıyıkları, antenleri,
duyargaları vardır. Kulakları sadece sesi değil,
titreşimleri de algılar. Tıpkı derisi gibi.
Bulanık su canlıları için gece ya da gündüz
farketmez. Önlerini görmeleri için ışığa ihtiyaçları
yoktur. O yüzden gözleri kapalı yollarını bulurlar
bulanık sulardan oluşan evlerinde. Güney Amerika'ya
özgü bir balık türü, yaşadığı bulanık sularda
yönünü tayin etmede ve türdeşleri ile iletişim
kurmada yaydığı zayıf elektrik akımından faydalanır.
Rahatsız olmaz, tedirginlik hissetmez, paniğe
kapılmaz. O evindedir. Tehdit altındaki mürekkep
balığı için bulanık su hayatta kalma ile eş
anlamlıdır. Su bulanık değilse özellikle bulandırır
mürekkebini püskürterek. Hayatta kalma savaşından
galip çıkabilmek için doğanın ona bahşettiği
bir çözümdür içinde taşıdığı mürekkep torbacığı.
Oysa temiz sularda yaşamaya alışmış canlıyı
bulanık suya bıraktığınız zaman alıştığı duyu
organlarının ve algılama yöntemlerinin geçerliliğini
yitirmesi yüzünden derin bir panik yaşar. Yönünü
şaşırır, izini kaybeder. Daha da kötüsü temiz
suların korkulan avcısı bulanık suların ürkek
avı haline gelir. O zayıftır artık.
İçinde yaşadığımız dönem bulanık sular gibi
- hedeflerimizi şaşırtıyor, normal çalışma biçimlerimiz
geçerliliğini yitiriyor. Kriz dönemleri, belirsizlik
dönemleri - kimileri için fırsatlar dönemi,
kimileri için korkulacak zamanlar. Kimi hazırlıklı
olmanın, bulanık suya alışık olmanın verdiği
rahatlıkla avının izini sürüyor, kimisi temiz
sudan bulanık suya geçmenin tedirginliği içinde
paniğe kapılıp kaçıyor, zayıf düşüyor. Kriz
bir felaket anı değil, bir dönüm noktası, bir
değişim süreci. Bu süreçte alıştığımız iş yapma
biçimleri değişiyor, başarı kriterleri farklılaşıyor.
Lider olmak da zorlaşıyor değişim dönemlerinde.
Vizyonu geniş, gelişmeye açık, değişimi değişmek
zorunda kalmadan görüp önceden değişerek önlem
alan liderler hayatta kalabiliyor. Ancak bu
liderlerin takipçilerinin yaşama şansları var.
Krizden ancak yeni stratejiler, yeni iş yapma
biçimleri geliştirenler başarı ile çıkıyor,
bulanık suda yaşamı bir fırsat, bir avantaj
haline getirenler hayatta kalıyor.
Değişim zamanlarında alışageldik iş yapma biçimini
sürdürmenin yarattığı tehlikeyi anlatan bir
fıkra ile noktalamak istiyorum konumuzu:
Dört acemi avcı Temel'e gelip yalvarıp yakarmışlar
birlikte ava çıkmak için. Temel bir süre nazlanmış,
bakmış ki kurtuluş yok, kabul etmiş. Çıkmışlar
yola. Ormanda bir delik görmüş Temel. "Yatın
uşaklar" demiş "Pu pir tavşan koviğidur". Acemi
avcılar kendilerini yere atmış. Biraz beklemişler,
delikten bir tavşan çıkmış, acemi avcılardan
biri vurmuş tavşanı. Herkesin memnun, yola devam
etmişler. Bir süre sonra biraz daha büyük bir
deliğin önüne gelmişler. "Yatın uşaklar" demiş
Temel. "Ha pu pir tilki yatağidur." Acemi avcılar
gene kendilerini yere atmış. Biraz beklemişler,
delikten bir tilki çıkmış, acemi avcılardan
biri vurmuş tilkiyi. Herkes müthiş keyifli,
kalkıp yola devam etmişler. Bir süre sonra biraz
daha büyük bir deliğin önüne gelmişler. "Yatın
uşaklar" demiş Temel. "Ha pu pir ayı inidur."
Acemi avcılar gene atmış kendilerini yere. Biraz
beklemişler, delikten kocaman bir kara ayı çıkmış,
acemi avcılar vurmuşlar ayıyı. Acemi avcılar
keyiften dört köşe, Temel'in sırtını sıvazlıyorlar,
"en büyük sensin" diye. Gene yola devam etmişler.
Bir süre sonra daha da büyük bir deliğin önüne
gelmişler. Temel durmuş, deliğe bakmış bir süre,
sonra dönüp "Yatın uşaklar" demiş. "Punin ne
deliği oldiğinu pilmeyrum ama ne çıkarsa fuririz
da." Acemi avcılar yatmışlar boylu boyunca.
Ertesi gün gazetede manşet "Beş avcı tren altında
can verdi."
Gününüzün keyifli geçmesi dileği ile...
|