Bu sayfamızı, yönetim danışmanlığının ne olduğunu merak eden, sitemizi ziyaret eden herkesin anlayabileceği şekilde, en basit haliyle hazırlamaya özen gösterdik.
Yönetim danışmanlığı basit haliyle "şirket doktorluğu" diye tanımlanabilir.

Sağlıkla ilgili bir benzetme yapacak olursak;
  Hepimiz kendi bedenlerimizi tanırız. Ne yersek dokunur, ne yersek midemiz rahat eder biliriz. Ama başımız ağrıdığı zaman bunun normal bir ağrı mı yoksa gelişen bir tümör mü, midemiz yandığı zaman kötü yağın etkisi mi yoksa ülser başlangıcı mı olup olmadığını bilemeyiz.
Vücut bizim ama içimizde olup bitenleri anlamak bizim uzmanlık alanımız değil.


Tıpkı işin müteşebbise ait olması gibi. İş müteşebbise ait ama bu kişinin çok iyi strateji belirleme becerisinin olması, mali işlerden, yönetimden, pazarlama stratejilerinden ya da hukuktan anlaması beklenemez.

İşte yönetim danışmanlığı burada devreye girer.


Yönetim Danışmanına
Ne Zaman İhtiyaç Duyulur?

Her zaman duyulabilir. Tıpkı doktora gitmek için hastalanmanız gerekmediği gibi. Düzenli kontroller için de gidilir doktora.

Bugün gelişmiş ülkelerde ortalama 10 kişiye 1 danışman düşüyor. Hemen hemen tüm şirketler, hayatlarında en az 5 kere danışmanlık hizmeti alıyor.

Türkiye'de ise durum çok farklı.
Kendi sağlığımızdan bir benzetme yapalım;
  Mesela mideniz ağrısa hemen birileri gelip "ben şu ilacı aldım, iyi geldi, sen de dene" der.
Ya da "kiraz sapını kaynat, iç, iyi gelir" gibi bilimsellikten uzak yöntemler önerilir.
Kimse "ağrın şiddetliyse, sürekliyse mutlaka bir doktora git" demez.
Kişi de yeterince bilgili değilse ya da çeşitli nedenlerden dolayı korkuyorsa, doktora gitmez, kiraz çöpü yemeyi tercih eder.
Sonra bir de bakarlar ki midesindeki minik tahriş kocaman bir yara olmuş, hasta mide kanamasından ölmek üzere, panik içinde, ambulansla yoğun bakıma kaldırılır. Artık o aşamada iyileşir mi yoksa ölür mü bilinmez. Yaşarsa da ağır bir ameliyat geçirir, midesinin yarısını aldırmak zorunda kalır ve hayatını "hasta" ya da "dertli" olarak sürdürür.

Mideniz ağrıyor, yanıyor, sabah akşam kramplar giriyor, kiraz sapı suyu içip, "geçer inşallah" diye dua ederek iyileşmeyi umuyorsunuz.
Peki siz doktor musunuz? Hayır.
O halde neden bir doktora gitmiyorsunuz?

Türkiye'deki işletmelerin %99'unda durum böyle.

İşletmede yaşanan mali, yönetsel ya da finansal sorunlarda danışmana gitmek yerine etraftan tavsiyelerle hareket edilir ya da "elin adamı bizim işten ne anlar" denir ve şirket kendi içine kapanır. "Biz bu işi çözeriz" diyerek hazırlanan listelerden personel ismi, telefon, elektrik, kahve-çay-şeker, kırtasiye, akaryakıt harcamaları "birinin aklına göre" çizilmeye başlanır. Böylece şirket her krizde "panik", her kriz beklentisinde tıpkı borsamızda olduğu gibi "panik atak" yaşar, şirket bir türlü büyüyemez, bırakın büyümeyi küçülür de farkında olmaz.

Oysa "elin adamı" yani yönetim danışmanı, şirketin ana faaliyet konusunun uzmanı değil, destekleyici konuların uzmanıdır. "Faaliyet konusunun uzmanı yok mudur?" derseniz, elbette vardır. Tıpkı tıptaki ihtisas alanları gibi, belli sektörlere ya da konularda ihtisas sahibi olmak mümkündür. Örneğin "üretim danışmanı" olmak gibi.

Diyelim ki siz, girişimci olarak özel bir tekerlek vidası geliştirdiniz. Bu vida gevşemiyor ve tekerleğin performansını arttırıyor.
Bu sizin icadınız. Aynı zamanda teknik bilgi birikiminiz. Teknik "know-how"ınız.
  Ama bunu nasıl pazarlayacaksınız? Kime, nasıl, hangi koşullarda satacaksınız? Yurtdışında kimlerle temasa geçmelisiniz? Üretim maliyetlerini azaltmak için nelere dikkat etmelisiniz? Finansman bulmak için neler yapmalısınız? Nasıl, ne tür patent alacaksınız? Bu işi sizden başka dünyada kimler yapıyor?

Ya da, şirket ortakları olarak anlaşamıyorsunuz. Birisi "üretelim, sonra satarız" derken diğer ortak "hayır, önce satalım, sonra üretiriz" diyor. Kavgadan iş çıkmıyor. Hangisi doğru bilmiyorsunuz.

Bu arada işi yapacak para bulamıyorsunuz. Elemanlarda genel huzursuzluk var. Çalışanlar işlerinden memnun değiller. Verimlilikleri düşük. İşe karşı duyarsız davranıyorlar. Yaptığınız işin bağlayıcı ve ciddi hukuki boyutları var, haberiniz yok.


Sorunlar var ama sorunu belirleyemiyorsunuz, teşhis koyamıyorsunuz. Doğal olarak tedavi de olamıyorsunuz.

Tüm bunlar tıpkı bir doktorun uzmanlık konularının olması gibi, bizim TANGRAM danışmanları olarak uzmanlık konularımız. Yani işletme sahibine uzmanı olmadığı konularda yol göstermek, yön tayin etmek ve uygulamayı birlikte yaparak çözüme ulaşmak.

"Yönetim Danışmanlığı hizmetine ne zaman ihtiyaç duyulur?" sorusuna biraz daha teorik bakacak olursak;
Çağdaş, güncel işletme yönetimi anlayışı iki önemli yaklaşımı gerektirir:

1. "Hedeflerle Yönetim": En üst kademeden başlayarak en alt kademeye kadar şirket, birim, bölüm ve kişi bazında belirlenmiş hedeflere yönelik olarak işlerin yapılması,
2. "Takım Yönetimi": Şirketin kuruluş ve varoluş nedenine uygun olarak tüm kademelerin kendi üzerine düşen sorumlulukları yetkileri ile birlikte "beraberce" kullanabilecekleri bir şirket ortamının ve şirket kültürünün oluşturulması.

Özellikle "sağlık kontrolu" yaptırması gerektiğini hissetmeyen şirketlerde, danışmanlık hizmetine talep

  • Verimlilik ve şirket kaynaklarının etkin kullanımındaki düşüş,
  • Şirket ortamında, çalışanlar arasında oluşan mutsuz, memnuniyetsiz ve işe karşı duyarsız ortam,
  • İstihdamda yüksek dönüşüm oranı (çok fazla işten ayrılma veya ayırma),
  • Şirket giderlerindeki artışa karşın şirket karlılığında düşüş
    gibi göstergelerin ortaya çıkması ile artar.

Yönetim Danışmanı Nasıl Çalışır?

Sağlıkla ilgili benzetmemize devam edersek;

  Mide ağrısı ile doktora giderseniz doktor ne yapar?
Önce muayene eder.
Sonra film çekelim der.
Çektirir gidersiniz, filmi inceler ve bir teşhis koyar.
Sonra da teşhise göre tedavi önerir.
Tedavinin uygulama ve izleme safhası vardır.
Sonra da son kontrole gidilir; tedavinin sonuçlarını görmek, başarısını ölçmek için.

İşte TANGRAM olarak yaptığımız buna benzer.

Şirketin mevcut durumunu bilmeden herhangi bir öneri getirmek mümkün olmadığı için önce durum tespit çalışması ile başlarız. Bu bizim muayene ve film çekme aşamamızdır.

Arkasından elde ettiğimiz bilgi ve bulguları değerlendirip ortaya bir durum raporu çıkartırız. Bu bizim teşhis aşamamızdır.

Tıpkı tıpta olduğu gibi yönetim danışmanlığında da "doğru teşhis" hayati önem taşır. Sorunları doğru belirledikten sonra çözüm önermek kolaylaşır.

Bu rapordan sonra da çözüm önerileri getiririz.
TANGRAM'ın temel prensibi her müşterisinin farklı olduğunu bilmek ve bu doğrultuda çözüm geliştirmektir. Bu sebeple her müşterimiz için geliştirdiğimiz çözüm önerisi diğerinden farklıdır. Tıpkı tangram oyununun parçaları gibi.

Danışmanın sadece öneri getirmesi yeterli değildir.
Başarı uygulama aşamasında yatar.

  Tıpkı bir doktorun "Midende ülser var, iyileşmek için diyet listen bu" demesi gibi. Doktorun diyet listesini vermesi yeterli değildir. Ancak diyeti gerektiği şekilde uygularsanız sağlığınıza kavuşursunuz.

Biz de, işletme sahibi ile birlikte, işin uygulama aşamasına geçeriz. Bu aşamada düzenli toplantılar, eğitimler, bilinçlendirme ve kurum kültürünü yerleştirme çalışmaları, strateji geliştirme toplantıları gibi çalışmalar yer alır. Uygulamayı, işletme içinde oluşturulan ekiplerle birlikte yaparız. Bir tür sürekli doktor gözetiminde olmak gibi.

Uygulama aşaması sonunda gelinen durumu yeniden değerlendirip ne yapacağımıza karar veririz.

Bu aşamada işletme sahibi çoğunlukla sürekli danışmanlık desteği ister bizden. Yani düzenli toplantılarla gidişatı, gelişmeleri izlemek.

  Tıpkı belli aralıklarla doktora kontrole gitmek, düzenli ölçümler-tahliller yaptırmak ve sağlığınızı sürekli izlemek gibi.

Yönetim Danışmanının İlkeleri

Nasıl bir doktorun bağlı olduğu mesleki ahlak kuralları varsa, yönetim danışmanının da bağlı olduğu mesleki kurallar ve ilkeler vardır.

Daha gelişmiş bir tanımla Yönetim Danışmanını;

  • Bağımsız ve objektif düşünme ve değerlendirme yeteneğine sahip,
  • Müşterisi hakkında müşterisi ile bütünleşerek düşünebilen ve teşhis koyabilen,
  • Tedavi için aynı anlayış ile yaratıcı davranarak müşterisinin menfaati için öneri geliştirebilen
  • İş ahlakı ve gizlilik ilkelerinden hiçbir şekilde taviz vermeyen kişiliğe sahip
    bir deneyimli uzman olarak tanımlamak,

Yönetim Danışmanlığını ise Şirketlere,

  • Şirket körlüğünden arınmış,
  • Geçmiş deneyimlere ve güncel işletme yönetimi ilkelerine dayalı örgütsel ve yönetsel öneri ve uygulamalar geliştiren bir meslek dalı
    olarak tanımlamak mümkündür.

Danışmanlık hizmeti talep edecekler için en önemli öneri, doktorluk mesleğinde olduğu gibi "koruyucu tedavi"ye özen göstermeleri, tedavi için zamanında başvurmaları ve "ölüm yatağında olan hasta" için mucize çözüm talep etmemeleri olacaktır.