21. yüzyıl, "küreselleşme ve bilgi çağı" olarak şimdiden damgasını vurmuştur. Bu çağda teknoloji ve araştırma-geliştirme faaliyetlerindeki başarı, firmaların rekabet gücünü belirleyen faktörlerin başında yer almaktadır. "Rekabet edebilir olma" becerisi, üretimde etkin kaynak kullanımı, kalite, zamanında teslimat, düşük maliyet ve süreklilik yeteneklerinin geliştirilmesi ile kazanılır.


Bunlara ek olarak uluslararası pazarlara açılmak içinde bulunduğumuz çağın zorunluluğu haline gelmiştir. Artık bir ülke için "ihracat", küreselleşen ekonomide "olmazsa olmaz" bir paradigma değişimi olarak karşımıza çıkmaktadır.

İhracat, bir ülkenin ekonomik kalkınması ve toplumsal refahının artmasında önemli rol oynamaktadır. Bunun bilincine varan ve ihracatı kalkınma hedeflerine ulaşmada bir araç olarak kabul eden ülkelerin, ekonomik ve toplumsal gelişmede diğer ülkelerden daha başarılı sonuçlar elde ettiği bilinen bir gerçektir.1990'lardan sonra sürat kazanan küreselleşme olgusu, tüm dünyanın ekonomik ve ticari yapısında ciddi değişimlerin yaşanmasına neden olmuştur. Türkiye de bu radikal değişim rüzgarından etkilenmiştir. Değişim rüzgarlarına karşı ayakta durabilmek için 21. yüzyıl bilgi çağının getirdiği yeni koşullara uyum sağlamak ve ihracatta artışı sürdürebilmek için rekabet gücünü arttıracak politikaların uygulanması kaçınılmazdır.

Türkiye'nin ihracatını arttırılabilmesi için herşeyden önce katma değeri yüksek, bilgi (know-how) ve teknoloji yoğun üretime geçmesi ve bu ürünlerin ihracatına ağırlık vermesi gerekmektedir. Bu bağlamda yeni pazar arayışlarına yönelerek alım gücü yüksek, genç ve dinamik pazarlar aranmalıdır. Dünya ticaretindeki payı giderek artan bilişim, telekomünikasyon, elektronik, otomotiv ve yan sanayi sektörleri başta olmak üzere, hassas makina imalatına dönük sektörlere yönelmek ve üretim yapısını buna göre yeniden düzenlemek gerekir.

Türkiye'de KOBİ'ler, toplam işletme sayısının %98'ini ve toplam istihdamın %53'ünü oluşturmalarına karşın toplam ihracat içindeki payları sadece %8 oranındadır. Bu durum, KOBİ'lerin çok ciddi destek ve yönlendirmeye duydukları ihtiyacın kanıtıdır. Bu destek, sağlanacak finansman ağırlıklı devlet desteğinin yanısıra ihracata yönelik ve firmalara özgün yönlendirici danışmanlık desteğini de gerektirmektedir.

İhracatın geliştirilmesi için uygulanan teşvikler üyesi olduğumuz Dünya Ticaret Örgütü (WTO) kurallarına uyum açısından ve AB ile imzalanan protokol sonucu üyesi olunan Gümrük Birliği (Customs Union) gereği, 1.1.1996 tarihinden itibaren tamamen durdurulmuştur. Bunların yerine, söz konusu anlaşmalara uyacak şekilde, Dış Ticaret Müsteşarlığı yeni teşvik programını "İhracata Yönelik Devlet Yardımları" ana başlığı altında bir dizi karar ile yürürlüğe koymuştur. Bu karar kapsamında, aşağıda sıralanan 11 destek programı uygulanmaktadır.

  • Araştırma-Geliştirme Yardımları
  • Uluslararası Nitelikteki Yurtiçi İhtisas Fuarlarının Desteklenmesi
  • Yurtdışında Düzenlenen Fuar ve Sergilere Milli Düzeyde veya Bireysel Katılımın Desteklenmesi
  • Tarımsal Ürünlerde İhracat İadesi
  • Çevre Maliyetlerinin Desteklenmesi
  • Pazar Araştırma Desteği
  • Eğitim Yardımı
  • İstihdam Yardımı
  • Yurtdışında Ofis-Mağaza Açma, İşletme ve Marka Tanıtım Faaliyetlerinin Desteklenmesi
  • Patent, Faydalı Model Belgesi ve Endüstriyel Tasarım Harcamalarının Desteklenmesi
  • Türk Ürünlerinin Yurtdışında Markalaşması, Tanıtım ve Tutundurulması ile Türk Malı İmajının Yerleştirilmesine Yönelik Faaliyetlerin Desteklenmesi

TANGRAM, söz konusu tüm devlet yardımlarında ve dış ticarette KOBİ'lerin karşılaşabileceği sorunların çözümlenmesinde ve özellikle Pazar Araştırmasına yönelik proje hazırlanması konularında, deneyimli uzman kadrosu ile yanınızdadır.

Tüm bu hizmetlerimizden faydalanmak ve ihracata yönelerek krizlerden ve darboğazlardan çıkmanız için verebileceğimiz yönlendirici ve bilgilendirici danışmanlık hizmetlerimiz için lütfen bizi arayınız.